“Lars and the Real Girl” filmi hakkindaki özgün yorumlar
Türkiye’de genel gösterime girmeyen, ancak bildigim kadariyla IF Bagimsiz Filmler Festivali’nde gosterilen Lars and the Real Girl filmini izledim bu haftasonu. Filmin halihazirda cevrilmis bir Türkçe ismi var mi bilmiyorum, zannetmiyorum ki de olsun. Belki ileride sinemalarda da gosterilmeye karar verilirse ya da DVD’si cikacak olursa, muhtemelen bir Türkçe ismi de olacaktir. Ancak yine de filmin havasini cok guzel yansitan bir kac katmanli bu ismin yerini tutabilecek bir çeviri isim bulmakta oldukca zorlanacaklarini sezebiliyorum. “Lars ve Gerçek Kiz” zaten bastan elenebilecek bir isim, “Lars’in Gercek Sevgilisi” falan gibi biraz zorlama anlamlar yüklenmis isimler de bence oyle. Neyse, bir gun filmin Türkce ismi olursa biz de görür ve yorumumuzu yapistiririz hemen. Parasiyla degil ki, en fazla parmak yorgunlugu bizimkisi:)
Filme gelince, film aslinda hakkinda ciddi yorum yapilabilecek bir kac degisik temayi iceriyor gibi geldi bana. Insanlik hallerinden (mesela yalnizliktan, anlamsizliktan) tutun, insan iliskileri ve toplumun degisik ve “normal” olmayana karsi tepkileri uzerine ya da Amerikan filmlerinin degismez temalarindan olan aile sicakligi ve dayanismasi hakkinda verdigi mesajlar uzerine yorumlar yapilabilir. Ve elbette, herkes kendi mesrebince filmin bir yerinden tutacak, en cok o tarafini begenecek ya da hatirlayacak, en cok bir tarafinda duygulanip, en cok da baska bir tarafini hayalci bulacaktir.
Bense, sadece iki konuda yorum yapmak istiyorum:
Birincisi, simdi posteri yazinin basina eklerken bir daha aklima gelen, basrol oyuncusu Ryan Gosling’in son derece sicak, inandirici, abartisiz (tam da sinema elestirmeni gibi abartisiz lafini kullandim ya olsem gam yemem artik) ve sahici performansi. Gercekten o karakterin yasayan biri olduguna (karakterin tum acayip ozelliklerine ragmen ve aslinda bunlari da kullanarak) sizi inandirabiliyor. Bunu sanirim bazilarinda dogustan gelen oyunculuk kabiliyetine baglamak dogru olur, zira calisarak edinilebilecek bir ozellik gibi durmuyor uzerinde. Kendisi de oyle metod oyunculugunu falan cok takan bir aktor degil zeten, icinden geldigi gibi oynuyor.
Ikincisi ise herkesin, filmin ana kahramani kadar olmasa da bazi gizli tutmaya calistgi acayiplikleri oldugunun filmde kisa bir sureligine ve hafif de olsa altinin cizilmesi. Kasaba halkinin Lars’a fazlaca iyimser ve kabul eder bir tonda yaklastigini ve bunun gercek hayatta olmazmis gibi gorundugunu ben de gayet net olarak farkettim ve bu yoruma da katiliyorum. Ancak, yine de herkesin az ya da cok, ve genelde cok yalniz oldugu bu dunyada bazi manevi ihtiayclarini doyurabilmek icin pek sik rastlanmayan carelere basvurdugunu ve bunu digerlerinden gizlemek icin caba gosterdigini sanki biraz ustune basarak anlatiyor gibiydi. Ki bence de bu son derece guzel ve derin bir hayat yorumu.
Tavsiye ediyorum, tum bunlarin haricinde filmden bambaska sonuclar cikarsaniz da izledikten sonra memnun olacaginiza inaniyorum.
Bu kadar.
Kategorisi: Hayat, Sinema, Yazı ve yazmak | Etiketler: bagimsiz sinema, filmler, kültür, lars and the real girl, ryan gosling, Sinema
